Ana Sayfa : PSİKOTERAPİ-EĞİTİM : EMDR

EMDR

1987 yılında Francine Shapiro isimli ABD'li terapist kendisini üzen bazı olayları düşünürek parkta yürürken bir banka oturuyor. Bu esnada karşısında tenis maçı yapan bir çifte gözü takılıyor. Tenis topu bir sağa bir sola gittikçe, Shapiro da gözlerini bir sağa bir sola hareket ettirerek izliyor. Bir süre sonra fark ediyor ki herhangi bir terapiden geçmemesine rağmen, o düşünceler kendisini eskisi kadar rahatsız etmiyor. Sırasıyla neler yaptığını düşünüyor ve bu etkiye neyin neden olabileceğini anlamaya çalışıyor. Böylece 1989 yılında bugüne kadar travmaların kötü etkilerini azaltmadaki gelmiş geçmiş en etkili bilimsel tekniklerden bir tanesini keşfetmiş oluyor.

KÖTÜ ANILARA BUZLU BİR CAMIN ARKASINDAN BAKMAK GİBİ

Bazen yıllar süren terapilerin etkisini azaltmada zorlandığı, her hatırlandığında sıkıntı veren olaylar, edinilmiş davranışlar bu terapiyle kayda değer bir azalma gösteriyor. Hastalar çoğu zaman terapinin etkisini buzlu cama benzetiyor. Acı veren olaylar hatırlandığında sanki buzlu bir camın ardından bakıyormuş gibi acı, sıkıntı, endişe gibi hislerin azaldığını söylüyorlar.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Burhanettin Kaya 1999 depremi sırasında bu eğitimi ilk alan isimlerden bir tanesi. Doç. Dr. Kaya'ya göre EMDR'nin travma mağdurları için çok etkili bir teknik olduğunu ancak birçok "iyileştirici" tedavi gibi o da suistimale açık olduğunu söylüyor. Uzman olanların dışında uygulamasının insanlara fayda değil zarar getireceğini belirterek, tedaviye psikiyatristin karar vermesi gerektiğini söylüyor.

RUHSAL TRAVMA NEDİR?

Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan, çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olayların yolaçtığı etkilere ruhsal travma diyoruz. İnsan hayatında sıkıntı ve üzüntü yaratan pek çok olay olur, ancak bunların tümü ruhsal travma yaratmaz. Olay korku, dehşet veya çaresizlik hissi yaratmışsa. Kişinin kendisinin veya yakınının ölüm veya yaralanma tehlikesi varsa ruhsal travma olarak adlandırılır. Bu tanımlamaya göre ileri yaşta bir yakınımızın yıllarca süren bir hastalık sonrasında ölümünün ruhsal travmaya yol açma ihtimali daha düşük iken, insanın bir yakınını beklenmedik biçimde –örneğin trafik kazasında- kaybetmesi daha fazla travmatik etki yapar.

- Bu tekniği travma mağdurlarına kimler uygulamalı?

Temelde bir hastanın hangi tedaviyi göreceğine karar veren psikiyatrist olmalıdır. Ama klinik psikologlar, psikiyatri hemşireleri ya da danışmanlar da bu tedavinin içinde olabilir.

Psikiyatrist değerlendirdikten ve psikoterapi ihtiyacı tamamlandıktan sonra EMDR bilen bir psikoloğa başvurulabilir. Eğer ehil olmayan birisi bunu yaparsa hastaya zarar verebilir. 
Ehil olmayan birinin bu işe girişmesi, çok iyi dikiş yapıyor, el becerisi var diye birinin cerrahi operasyon yapması gibi bir şeydir. 
Hele bir travma mağduru ile çalışıyorsanız, travmanın anlamlandırılmasında, işlenmesinde o bireyin sahip olduğu doğal psikolojik başa çıkma mekanizmalarını sekteye uğratır ve aksine siz travmasını işleyecekken onu bir travma sonrası stres bozukluğuna, kronik bir travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) mağduru yapabilirsiniz.

TRAVMADAN SONRA HEMEN MÜDAHALE EDİLMEMELİ

- Bu tekniği bir travmadan hemen sonra uygulamak yanlış olur o zaman?

Travmatik olaydan 1 yıl sonra yapıldığında daha etkili oluyor. Çünkü bizim için kişinin kendi başına travmayı işleyebilme becerisi de önemli. Yani o kişi travmayla kendi başına ne kadar başa çıkabilir bunun için bir süre verilmeli. Çünkü 1 yıla kadar  birey kendi başına olayla başa çıkabilmek için tüm yöntemleri kullanmış oluyor.  Bu sadece EMDR için değil travma tedavisinde kullanılan tüm terapiler için geçerli bir şey.

Ama travmanın etkileri çok yoğunsa, ortaya çıkan belirtiler yaşamı sürdürmeyi çok zorlaştıracak düzeydeyse o zaman müdahale ediyoruz.

ÇOK YOĞUN ETKİLENENLERE HEMEN UYGULANABİLİR

- Mesela Soma'daki maden faciasından etkilenenler "yoğun etkilenen" kategoriye giriyor mu?

Evet, Soma tam olarak böyle. Çok ciddi bir travmadan yaralanarak çıkmak, büyük kayıpla çıkmak, yaşamı tehdit edici bir deneyimden kurtulmuş olmak,  bireysel özellikleriyle de bağlantılı olarak çok büyük bir ruhsal tepki vermiş olmak, bunların hepsi böyle bir erken müdahale için gerekçedir.

Yine erken müdahale erkenden travmanın işlenmesini sağlar ve koruyucu anlamda da bir rolü var ama burada önemli olan şudur “Her hastaya uygulanabilir mi, her an uygulanabilir mi, her dönemde olabilir mi? Bunun için hastaya göre değerlendirmek, danışana, göre değerlendirme yapmak gerekir. O yüzden bir psikiyatristin karar vermesi gerek. Yoksa EMDR ünitesi olan bir alana gidip “hadi gel gözlerini hareket ettirip bunu halledelim” demesi tam aksine süreci bozabilmektedir.

"SOMA'YA GİDİP MÜŞTERİ KAZANMAYA ÇALIŞANLAR VARDI"

- Soma ekran başında izleyenler için bile çok büyük bir travmaydı, oradakiler içinse daha büyük bir tedavi ihtiyacı var kuşkusuz. Peki, Soma'da ruh sağlığı açısından neler yaşandı?

Bizim "Afette Psikososyal Hizmetler Birliği" dediğimiz 6 derneğin birlikte çalıştığı bir yapıyla müdahale ediyoruz. İhtiyaçları belirliyoruz ve buna göre planlama yaparak harekete geçiyoruz. 

Ama Soma'da şöyle olumsuz bir olay yaşandı. EMDR yapan bazı şirketler otobüse doluşup oraya gidiyorlar. Evlere gidip, size EMDR yapacağız deyip müdahale ediyorlar. Bunlar afet organizasyonunun sistematiğine hiç uymayan, etik değerlere uymayan belki de bir şekilde bu felaketlerden bir rant alanı yaratmaya çalışan girişimlerdir. Bunu bazı özel tıp merkezleri de yapmıştır. Özel tıp merkezleri oraya doktorlarını gönderip yardım edeceğiz ayağına aslında sistemlerine bir hasta kazanmaya çalışıyorlar çünkü travmaya bağlı ortaya çıkan ruhsal bozuklukların en temel özelliği kronikleşmeleridir. Uzun süreli bir hasta bağlantısı demektir. Oysa bu tür hastalara müdahale özel sağlık sisteminin değil, kamusal ücretsiz bir sağlık sisteminin sorumluluğudur ama ne yazık ki böyle şeyler yaşanıyor. EMDR de burada kötüye kullanılabilecek bir tedavi olarak duruyor.

YAKINLARIN TRAVMASI KENDİSİ YAŞAMIŞ KADAR ETKİLEYEBİLİR

- Travmalardan sonra insanlar nasıl bir süreç yaşar?

Travmanın ruhsal etki yaratmasının temel noktası önce bu deneyimin bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğü tehdit edici bir deneyim olmasıdır. Temel nokta budur. Olağan bir olay da olabilir, olağan dışı bir olay da olabilir. Herkes için sıkıntı kaynağı olabilecek bir olaydır ama temel noktası fiziksel ve ruhsal bütünlüğü tehdit etmesidir.

Birey bunu doğrudan yaşayabilir ya da dolaylı olarak yaşayabilir ya da tanık olabilir. Ya da bir yakını bunu yaşar ve bunu öğrenir. Çünkü bir yakının bu tehdidi yaşamışı kendisinin de bu tehdidin bir parçası olduğunu gösterir. Aslında ilk tepki fizyolojiktir. Henüz insan üzerine düşünemeden verilen koruma mekanizmasıdır.

TRAVMA BEYİN KİMYASINI DEĞİŞTİREBİLİYOR

- Peki yaşanan acı olaylar, travmatik olaylar insanlara ne zaman zarar vermeye başlar?

Eğer bu travmatik deneyim anlamlandırılmazsa, yani beyin kabuğuna gidip de üzerine düşünülen, tartışılan bir sürece dönüşmezse o zaman sürekli yinelemeye başlar. Duygusal merkezde bir kısırdöngü ortaya çıkar. Çünkü travma orada bir nörofizyolojik değişiklik yaratmıştır. O yaşanılan yoğun korkuyla birlikte. Eğer o travma işlenmezse, anlamlandırılmazsa bu kronikleşir.

Çünkü fizik bütünlüğünü tehdit eden deneyim, insanın hayatta kalmasını sağlayan temel inançlarına aykırı deneyimlerdir. Ve birey bu temel inançlarına bu aykırı deneyimleri yedirmeye çalışır, asimile etmeye çalışır, kabullenmeye çalışır.

DEPRESYONDA DA KULLANILABİLİR

- Ortada herhangi bir travma olmadan da depresyon gibi olaylarda da bu teknik kullanılabilir mi?

EMDR temelde travma terapisinde kullanılan bir teknik olmakla beraber birçok ruhsal bozuklukta da kullanılabilir ama orada da yine temel nokta bu ruhsal bozukluğun travmatik parçasıdır. Çünkü travmaya bağlı oluşan tek bozukluk travma sonrası stres bozukluğu değildir. Depresyon, yeme bozuklukları, cinsel sorunlar, nedenselleştirme bozuklukları, duygu durum bozuklukları travma ile tetiklenebilir. Ayrıca küçük travmaları onarmak da mesela bir depresyonun tedavisinde önemli ölçüde yardımcı olur.

Mesela depresyon tanısı koyuyorsunuz ama bakıyorsunuz ki hastanın geçmişinde cinsel travma var. Travma etkisizleşirse depresyon belirtileri kendinden düzelir ya da hastada temizlik titizlik hastalığı var, sürekli el yıkıyor, temizlik yapıyor, düzenlilik çok belirgin bir klinik görünüm, sürekli kontrol ediyor ama bakıyorsunuz ki bu belirtiler aslında yaşadığı travmanın, cinsel şiddetin, fiziksel şiddetin sonucunda ortaya çıkıyor. Onunla başa çıkmak için ortaya çıkan bir uyum mekanizması aslında hastalık. EMDR ile o travmatik etkiyi ortadan kaldırırsanız, takıntılı belirtiler de, saplantılı belirtiler de, temizlik uğraşları da kayboluyor. Bunların bir çok örneğini gördük.

ÇOĞUNLUKLA TEK SEANSTA ETKİLİ OLUYOR

- Kaç seansta etkili oluyor?

Çoğunlukla tek seans bir anı için yeterli oluyor. Ama bazı hastalarda özellikle duyarsızlaşma dediğimiz o travmatik sahneyle ilgili, yoğun olumsuz duygular yaşayan bir bireyin o imaj ile ilgili çalıştığınızda bazen yeteri kadar duyarsızlaşma, olaya olan yoğun kaygı, panik gibi hislerde azalma gerçekleşmiyor. Bazı hastalarda ikinci ya da üçüncü seansa ihtiyaç duyulabiliyor. Bir seans ayrıca en fazla 90 dakika sürmeli. Ama kendi deneyimlerime göre 1 seans çok büyük çoğunluğunda etkili oluyor.

- Hangi durumlarda seanslar uzuyor?

Travma çok karmaşıksa, uzun bir süreçse, yineleyici travmaysa, bireyde hafıza, bilinç, dikkat gibi sorunlar varsa. Mesela kendini tanıyamıyorsa, yakınlarıyla ilgili bilgileri hatırlayamıyorsa, arada film kopuyor sonra tekrar yerine geldiğinde arayı hatırlayamıyorsa o zaman daha çok seans gerekiyor. Ama literatüre göre 3-8 seans arasında yüzdze 60 ile 90 arasında bir oranda iyileşme olduğu söyleniyor.

- EMDR'den sonra kazanılmış davranışlar da kayboluyor mu. Mesela kapkaça uğramış ve kaldırımın sol tarafında yürümekten korkan birisi bu davranışından kurtulabiliyor mu?

Evet, sadece hastanın zihnindeki o bunaltıcı sahne silinmiyor onunla ilgili inançlar da değişiyor. Terapide onun yerine olumlu inançlar koyuyoruz. Mesela trafik kazası geçirmiş birisi, daha sonra hiç araç kullanmamış, genellikle her yere yürüyerek gitmeye çalışıyor, başkasının kullandığı arabaya binmekten korkuyor. Bir seanstan sonra "Artık araba kullanabilirim" duygusu gelişti. İkinci sürüşünde ise kaza yaptı. Kazadan sonra hiç heyecanlanmadığını, arabadan çıkıp diğer araçtaki kişiye yardımcı olduğunu, polisi çağırdığını, sonra da yola devam edip alışverişine gittiğini yine arabayla döndüğünü söyledi.

BUSE ÖZEL-HÜRRİYET

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/27866605.asp

INSTAGRAM

BİZE DANIŞIN

Adres:
Fabrikalar Mh.3024 Sk.No:13 Kepez/Antalya

Telefon:
Tel: +90 0(242) 244 88 83
Fax: +90 0(242) 244 20 90
Bu sitedeki içerikler sadece bilgi amaçlıdır kişisel teşhis için kullanılmamalıdır. Tedavi için doktorunuza başvurunuz.
Copyright © 2016 Terapi Tıp Merkezi Tüm Hakları Terapi Tıp Merkezi ne aittir. Kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz, içerik ve görsel kopyalanamaz.