1
Öfke Kontrolü Öfke Kontrolü  
Travma-Yas-Kayıp Sonrası Terapiler Travma-Yas-Kayıp Sonrası Terapiler Kişinin başa çıkma becerilerini aşan durumlar “travmatik olay” olarak adlandırılır.  Bir yakını kaybetmek, deprem gibi doğal bir felaket, kaza, tecacüz gibi zorlayıcı olaylar travmatik olaylardır. Travmatik olaylar ise “ruhsal travma”ya neden olabilmektedir.  Ancak olayların travmatik boyutu kişilere göre değişebilmektedir. Bir birey için travmatik etki yaratan bir olay bir başka birey için travmatik etki yaratmayabilir.   Travma psikiyatrik hastalıkların önemli bir kısmında yer almaktadır. Diğer bir ifadeyle, bir çok psikolojik bozukluğun temelinde travma öyküleri görülmektedir. Travma ile ilişkili hastalıklardan bazılarına; travma sonrası stres bozuklukları, akut stres bozukluğu, disosiyatif bozukluklar, sınırda kişilik bozukluğu (borderline kişilik bozukluğu), yeme bozuklukları, somatoform bozukluklar, hastalık anksiyetesi bozukluğu (hipokondriazis) örnek verilebilir.   Travma ve ilişkili bozuklukların tedavilerinde temel olarak iki yöntemden söz edilir:  Psikoterapiler; bilişsel davranışçı terapiler, EMDR gibi tedavi yöntemleri oldukça etkilidir.  İlaç tedavilerinin de oldukça etkili olduğu görülmektedir.   Uzm. Psk. Aylin Cengiz  
Cinsel İstismar ve Şiddet Cinsel İstismar ve Şiddet     Toplumda sıklıkla karşılaşılan cinsel istismar, şiddet türlerinden biridir. Yapılan araştırmalara göre, şiddet ve cinsel istismara maruz kalma oranı kadınlarda daha fazladır. Kadına yönelik şiddet, fiziksel, cinsel ya da psikolojik herhangi bir zararla sonuçlanacak ya da böyle bir zarara yol açma olasılığı bulunan herhangi bir alandaki herhangi bir tehdit ya da davranış olarak tanımlanmıştır. Birleşmiş Milletler’ e göre kadına yönelik şiddet; kamu ya da özel alanda meydana gelen, sonuçları fiziksel, cinsel, ruhsal yaralanmaya neden olabilecek veya bu tür eylemlerle tehdit, zorlamayı içeren ve özgürlüğü kısıtlayan, kadına yönelik cinsiyete dayalı her hangi bir şiddet davranışıdır (WHO, 2012). Tecavüz, taciz, sarkıntılık, zorla evlendirme, aşağılama, kısıtlamalar kadına yönelik şiddete bazı örneklerdir. Benzer şekilde cinsel istismar da bir şiddet örneğidir.               Halk arasında, şiddet kavramı ve algısı, fiziksel şiddetle bütünleştirilmiştir. Ancak, DSÖ’ nün tanımından da anlaşılacağı gibi, şiddet çok daha geniş bir kavramdır ve fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik olarak karşımıza çıkabilmektedir. Şiddet bu çeşitliliği sebebiyle, fiziksel yaralanmalarının yanında çok ciddi ruhsal zedelenmelere de neden olabilmektedir.        Kadına yönelik şiddet, özellikle kadına yönelik yakın eş şiddeti ve cinsel şiddet, temel halk sağlığı sorunlarındandır ve kadının insan haklarına aykırıdır (WHO, 2012). Türkiye’de kadına yönelik şiddet olgusunun bilinenlerden daha yaygın olduğu ve kadınların bu anlamda kendilerini yalnız hissettikleri bulgulanmıştır (Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, 2009). Cinsel şiddetin de ne kadar yaygın olduğu ve ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığı çarpıcı bir şekilde kanıtlanmıştır.      Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçin Şiddet Araştırma Raporu (2009) bulgularına göre fiziksel veya cinsel şiddet yaşamış kadınlarda intihar düşünceleri ve denemeleri sıklıkla görülmektedir. Türkiye Psikiyatri Derneği’ne göre (2013), çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü depresyon için risk etkenleri arasındadır.   Uzm. Psk. Aylin Cengiz  
Sorunları olan Çocuklar ve Aile Yaklaşımları Sorunları olan Çocuklar ve Aile Yaklaşımları    Sorunları olan Çocuklar ve Aile Yaklaşımları Çocuk ve aile tutumları birbiriyle bağlantılı ve etkileşim içinde olan kavramlardır. Psikoterapi sürecinde, çocuklarla ilgili  problemlerde aile tutumları ile çalışılmasının nedeni de budur. Çoğunlukla çocuk sorunlarının kişisel olmadığı, aile sorunu olarak ele alınabildiği söylenebilir. Bu nedenle, çocuklarla ilgili sorunlarda, çocuk değerlendirmelerinin yanında, öncelikli olarak aile tutumları da incelenmektedir. Çocukla ilgili sorunlarda; ailenin, çocuğun temel ihtiyaçlarını (sevgi, ilgi, güven, beslenme gibi) karşılıyor olup olmadığı, kararlı ve tutarlı davranıp davranmadığı, ödül ve ceza yöntemlerini ne kadar sağlıklı uyguladığı veya çocuğu disipline etmek için hangi yöntemleri tercih ettikleri araştırılmaktadır.   Çocuğun ve aile tutumlarının değerlendirilmesinin ardından, çocuğun sorununa yönelik çözüm süreci ortaya çıkmaktadır. Çözüm sürecinde, aile ile işbirliği önem taşır. *Çocuğunuzda her hangi bir sorun olduğunu düşünüyorsanız, merkezimize başvurarak çözüm sürecine ilk adımı atabilirsiniz.  Aylin Cengiz Uzman Psikolog
Vertigo (Baş Dönmesi) Vertigo (Baş Dönmesi) Baş dönmesi sık görülen bir şikayettir. Genellikle hastalar baş dönmesi ile dengesizlik yakınmasını karıştırma eğilimindedir. Baş dönmeleri, iç kulaktaki denge organında oluşan bozukluklarda oluşabileceği gibi, B12 vitamin eksikliklerinde, özellikle beyin arka bölümünü etkileyen damar tıkanmalarında da görülebilmektedir. İç kulaktan kaynaklanan baş dönmeleri oldukça şiddetlidir. Birlikte bulantı-kusma tablosu izlenebilir. Hastayı yere düşürebilir. Genellikle baş hareketi ile ilgilidir. Beyin kaynaklı baş dönmeleri daha az şiddetlidir ve kulak kaynaklı olana göre hem daha sürekli, hem de daha tehlikelidir. Baş dönmelerinin ayırıcı tanısını yapmak önemlidir. Erken ve koruyucu tedaviler kimi zaman hayat kurtarıcı olabilir. Vertigo (baş dönmesi) eğer şiddetliyse bulantı ve kusma eşlik edebilir. Hastalar kendisinin veya etrafındaki objelerin döndüğünü belirtir. Ataklar sırasında horizontal, rotatuar veya vertikal nistagmus görülebilir. Yatakta dönmek gibi ani baş ve gövde hareketleri vertigo ataklarını ortaya çıkarabilir. Baş dönmeleri iç kulaklar, beyine giden yollar veya beyindeki lezyonlara bağlı olabilir. Akut vertigo atağının en sık sebepleri benign pozisyonel vertigo, meniere hastalığı ve vestibüler nörittir.  
Epilepsi ( Sara ) Epilepsi ( Sara ) Değişken aralıklarla, çok değişken bulgularla ortaya çıkan, bazen şuur kaybının da eşlik edebildiği, beyinde herhangi bir bölgedeki hücrelerin aşırı elektriksel boşalımı sonucu oluşan bir tablodur. Nöbetler arasında hasta genellikle normaldir. Nöbet tablosu vücudun herhangi bir bölgesinde uyuşma, göz kırpma, kısa süreli dalma, kol veya bacaklarda istemsiz atmalar şeklinde olabileceği gibi şuur kaybı, tüm vücutta kasılmalar şeklinde de olabilir. Bazı nöbetler başa sıcak su dökülmesi, belirli bir yazıyı okuma sırasında ya da belirli bir müziği dinleme sırasında ortaya çıkma gibi garip şekillerde de görülebilir. Çocuklarda gece altına kaçırma nöbet açısından özellikle dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Özellikle çocuklarda, bazı nöbetler sadece gece uykuda ortaya çıkmakta ve gece altına kaçırma gibi değerlendirilerek tedavi edilmektedir.  Oysa tedavi edilmediğinde zeka geriliği, konuşma bozukluğu vb. ömür boyu düzeltilemeyecek sonuçlar doğurabilen nöbet tablolarının tanısı ve tedavisi tamamen farklıdır. Epilepsi beyinde bulunan nöronların arada bir olan anormal elektrik boşalımlarıdır. Epilepsinin en çok bilinen şekli grandmal dediğimiz şuur kaybı ile başlayıp tüm vücutta kasılmaların olduğu dil ısırma ve idrar kaçırmanın eşlik ettiği nöbet tipidir. Bunun dışında sadece birkaç saniyelik dalmalar şeklinde kendisini gösteren epilepsi nöbetleri vardır (absans epilepsi). Bu nöbet tipinde hasta ve hastanın yanında olanlar hastanın nöbet geçirdiğini anlayamazlar. Bu klinik durum EEG de rahatlıkla tesbit edilir. Bunun dışında şuur bozukluğu ile gitmeyen sadece psikolojik semptomlar, yüzde kızarma, çarpıntı, terleme, sıçramalar, sadece vücudun belli bölgelerinde kasılmalarla veya vücudun belli bölgelerinde uyuşmalarla giden epilepsi nöbetleri vardır. Genel olarak epilepsinin toplumda görülme oranı %1 dir. Yaşla birlikte bu oran artış gösterir. Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Alzheimer Hastalığı Alzheimer Hastalığı Alzheimer hastalığı beynin dejeneratif hastalıklarının en sık görülenidir. İleri yaşlarda ortaya çıkan ilerleyici bir hastalıktır. Nöron hücrelerinde bilinmeyen nedenlere bağlı kayıp gelişir. Her ne kadar bu kayıp ileri yaşlarda normal insanlarda olsa da Alzheimer hastalarında bu ilerleyici ve ağır düzeydedir. Hastalık sinsi bir şekilde hafıza bozukluğuyla başlar. Daha sonra günlük aktiviteleri idame etme güçleşir. Huy değişiklikleri, davranış bozuklukları, konuşma bozukluğu, hesaplama bozukluğu gibi semptomlar gelişir. Hastaların hareketlerinde yavaşlama başlar. Bu hastalrda beyin görüntülemesinde beyinde küçülme görülür. EEG de beyin dalgalarında yavaşlama görülebilir. Bu hastalığın en önemli özelliği hastanın genellikle hastalığından haberdar olmaması ve kendisini sağlıklı hissetmesidir.  
Baş ve Yüz Ağrıları Baş ve Yüz Ağrıları Toplumun büyük kesiminde baş ağrıları görülebilmektedir. Migren, küme baş ağrısı, gerilim tipi başağrısı, ağrı kesici kötüye kullanımı başağrısı, trigeminal nevralji gibi onlarca baş ağrısı türü vardır. Bunların dışında beyin kanaması, beyin tümörleri gibi altta yatan başka bir nedene bağlı baş ağrıları da görülebilmektedir. Uzun süreli baş ağrıları hasta ve hekimin ortak bir çalışma zemininde takip edilmesi ile kontrol altına alınabilmektedir. Gebelik ve emzirme dönemlerinde ortaya çıkabilecek baş ağrılarında ilaç seçimi önem arzetmektedir. Toplumda baş ağrıları çoğunlukla önemsiz kabul edilmekte ve bu yüzdende nadiren doktora başvurulmaktadır. Bütün insanların hayatlarında mutlaka en az bir kez baş ağrısı deneyimleri vardır. Baş ağrılarının çoğunluğu iyi huyludur. Ama aynı zamanda baş ağrıları ciddi ve yaşamı tehdit eden bir hastalığın belirtisi olabilir. Bunlar beyin damar hastalıkları, serebral apse, beyin tümörleri, beyin kanamaları, beynin enfeksiyon hastalıkları v.s. olabilir Migren nedir? Migren paroksismal olarak epizodlar halinde gelen baş ağrısı ataklarıdır. Bu ataklar çok şiddetli ve iş yapmayı engelleyecek düzeyde olur. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Ağrı genellikle başın bir yarısında olmaya meyilli olmasına karşın iki taraflıda olabilir. Ağrı karakteri daha çok zonklayıcı bir özellik gösterir. Beraberinde ense bölgesindede ağrı hissedilebilir. Ağrı birkaç saatten günlerceye kadar olabilir.migren hastalarında çoğunlukla baş ağrısıyla birlikte bulantı ve kusma semptomları gözlenir. Bunun yanında hastalarda sese ve ışığa hassasiyetde olabilmektedir. Migren hastaları bir iş yaparken baş ağrıları başlarsa ve hasta işini yapmaya devam ederse başağrısı daha da şiddetlenir. Yani fiziksel aktivite migren ağrılarını daha da şiddetlendirir.bu yüzden migren krizi tutmuş bir hasta hemen yaptığı işi bırakmalı loş ve sessiz bir odada istirahate çekilmelidir. Migren krizleri küçük yaştaki çocuklarda kendisini tekrarlayıcı baş dönmesi, kusma, karın ağrısı, kol ve bacak ağrıları şeklinde gösterebilir. Gerilim Tipi Baş Ağrısı Nedir? Gerilim tipi başağrısı toplumda en sık gördüğümüz baş ağrısı tipidir. Migrenin aksine bu baş ağrılarının şiddeti orta veya hafifdir. Ağrı daha çok iki taraflı enseyide içine alan ağırlık baskı şeklinde tanımlanır. Daha çok günün ikinci yarısında yani akşama doğru ortaya çıkar. Stres, gerilim baş ağrısını tetikleyen en önemli faktörlerden birisidir. Ağrı haftalarca sürebilir. Gerilim baş ağrısı kadınlarda erkeklerden daha sık gözlenmektedir. Genellikle 20-40 yaşları arasında başlar. Küme Tipi Baş Ağrısı Nedir? Küme tipi baş ağrısı beraberinde gözde kızarma, yaşarma, burunda akıntı,alın ve yüzde terleme, göz kapağında şişme veya düşüklük ile seyreden nadir fakat çok şiddetli olan bir başağrısı tipidir. Periodik olarak yılın belli dönemlerinde ortaya çıkan çok şiddetli ve kısa süreli geceleri uykudan uyandırabilen özelliktedir.Erkeklerde kadınlardan daha sık görülür. Genellikle 20-40 yaşları arasında başlamaktadır. Trigeminal Nevralji nedir? Trigeminal nevralji yüzün bir yarısında olan şimşek çakar tarzda çok kısa süreli çok şiddetli dayanılmaz sık tekrarlayıcı ağrı ataklarıdır. Atakları sıklıkla banyo yapma, tıraş olma, yemek yeme, konuşma ve diş fırçalama gibi aktiviteler tetikler. İleri yaşlarda daha sık görülmektedir.kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir.  
Boyun,sırt ve bel ağrıları Boyun,sırt ve bel ağrıları Boyun,sırt ve özelliklede bel ağrıları erişkinlerde görülen en sık sağlık problemlerinden biridir. Sırt ve boyun ağrıları çoğunlukla geçicidir. Sinir hasarları veya böbrek hastalıkları gibi tıbbi bozukluklara bağlı olabileceği gibi ciddi omurga hasarlarına bağlıda gelişebilir. Sırt kısmımız kemikler, ligamentler,kaslar,sinirler ve tendonlardan oluşur. Omurgamız 33 adet omurdan oluşur. Bunların 7 si boyunda, 12 si sırtta, 5 i belde, 5 i kalçada ve 4 ü de kuyruk sokumundadır. Her iki omur arasında diskler yer almaktadır. Bu 33 omurgayı ayakta tutan ise kaslar ve ligamentlerdir. Beynimizin uzantısı olan spinal kord omurgamızın içinden geçerek 31 çift sinirle tüm vücudumuza dağılır. Uzun süre ayakta durulan işlerde çalışanlar (ör kuaförler) veya sürekli sandalyede oturanlar (ör bilgisayar operatörleri) boyun ve sırt ağrıları için risk oluşturur. Aşırı kilolu olmak, hareketsiz bir yaşam şekli veya ağır yüklerin taşınmasıda boyun ve sırt ağrıları için risk faktörüdür. Eklem ve kemik hastalıkları (ör osteoporoz veya osteoartrit) da ağrılara neden olabilir. Travmalar ve enfeksiyonlar ağrılara neden olabilir. Eklem ve ligamentlerde sıklıkla iltihap ve şişme olur. Disk fıtıkları sinir köklerinde bası yaparak ağrıya neden olabilir. En sık fıtık beldeki son iki omurda olmaktadır. Siyatik,siyatik sinirin iltihaplanmasına bağlı belden başlayıp bacağın arka kısmından aşağı doğru ilerleyen ağrılardır.  
Nöroloji Servisi Nöroloji Servisi Nöroloji beyin, omurilik, sinir ve kas hastalıklarıyla ilgilenen anabilim dallarından biridir. İlgilendiği alanlar; bilinç bozuklukları, entellektüel ve bellek bozuklukları,lisan bozuklukları,görme bozuklukları, tat ve koku bozuklukları, baş ve yüz ağrıları, yürüme bozuklukları,felçler,kas ağrısı ve kramplar, tüm vücutta olan his anormallikleri, kol ve boyun ağrıları,bel ve bacak ağrıları, beyin damar tıkanmaları, beyin kanamaları, multipl skleroz ve diğer demyelinizan hastalıklar, sinir sisteminin infeksiyonları, epilepsi(sara), demans(bunamalar), uyku bozuklukları, hareket bozuklukları (titremeler,tikler),  kas hastalıkları v.s. dir.
Kişilik Bozuklukları Kişilik Bozuklukları Kişilik bozuklukları ergenlik ve genç erişkinlik döneminden itibaren başlayıp uzun süre devam etme eğiliminde olan, kişiyi aile, sosyal çevre ve iş yaşantısında kayıplara yada ciddi uyum problemlerine sürükleyen davranış ve uyum bozukluklarıdır. Kişinin hayatını belirgin düzeyde olumsuz yönde etkiler.  Kadın ve erkekler eşit olarak etkilenirler ve çok faktörlü nedenlere sahiptirler. MMPI, TAT, Rorschach gibi projektif testler kişilik örgütlenmesi hakkında bilgi verici yöntemlerdir. Tanıda psikiyatrik muayene, aile görüşmesi, psikiyatrik test ve ölçekler, gerekirse EEG, MR gibi görüntüleme teknikleri kullanılır. Psikiyatrik sınıflandırma sistemlerine göre aşağıdaki gibi gruplara ayrılmıştır.   1. Paranoid Kişilik Bozukluğu : Başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk hali gösterirler. Başkalarının kendisini sömürdüğünden, aldattığından yada kendisine zarar verdiğinden kuşkulanırlar. Yakınlarının kendisine olan bağlılığı yada güvenilirliği üzerinde yersiz kuşkuları vardır. Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetli kullanılacağından korkar, başkalarına sır vermek istemezler. Sürekli olarak aşağılandıkları yada çevresi tarafından kendisine gözdağı verildiği biçiminde algılamaları vardır. Çevreye karşı kin besler, kendisine karşı yapılan haksızlıkları bağışlamazlar. Çabuk öfkelenir ve ani tepkiler verirler. Sıksık cinsel partnerinin sadakatsizliğinden kuşkulanırlar. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla düşük doz antipsikotikler kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883)   2. Şizoid Kişilik Bozukluğu: Toplumsal ilişkileri kopuk, sosyal ortamlarda duygulanıumları kısıtlıdır. Yakın ilişkiye girmek istemez ve bundan zevk almazlar. Tek başına yapılan etkinliklerde bulunmayı tercih ederler. Cinsel deneyim yaşamaya karşı ilgisizdirler. Sırdaşları yoktur. Başkalarının övgü yada eleştirilerine karşı ilgisizdirler. Ailelerinin bir parçası olmakta zorlanırlar. Çevreye karşı duygusal olarak soğuk, kopuk yada tekdüze bir duygulnım gösterirler.   Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla düşük doz antipsikotikler kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883)   3. Şizotipal Kişilik Bozukluğu : Referans (aşırı alınganlık) fikirleri vardır. Kültürel değerlerle uyumlu olmayan acayip inanışları yada büyüsel düşünceleri (telepati yada altıncı his gibi) vardır. Bedensel yanılsamalar yaşayabilirler. Kuşkucu ve paranoid düşüncelere rastlanabilir. Duygulanımları genellikle uygunsuz yada kısıtlıdır. Yakın arkadaşları yada sırdaşları yoktur. Aşırı toplumsal anksiyete (kaygı) taşırlar. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla düşük doz antipsikotikler kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883)   4. Antisosyal Kişilik Bozukluğu: Başkalarının haklarını saymama ve başkalarının haklarına tecavüz etme eğilimindedirler. Yasalara uygun toplumsal davranış biçimlerine uyduramaz, sürekli yalan söyleme, dürüst olamama davranışları gösterirler. Dürtüsellik (impulsivite) davranışlarında ön plandadır, belirleyicidir. Gelecekleri için tasalanmazlar. Yineleyen kavga, saldırganlık davranışları ile kendini gösteren sinirlilik ve öfke kontrol güçlüğü en belirgin özellikleridir. Mali yükümlülüklerini yerine getirmez, belirgin bir sorumsuzluk davranışı içindedirler. Yaptıklarına kendilerince mantıklı açıklamalar getirme eğiliminde olup zarar verici davranışlardan ötürü vicdan azabı çekmeme halleri diğer en belirgin özellikleridir. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883)   5.  Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu : Kişiler arası ilişkilerde, benlik algısında tutarsızlık, belirgin dürtüsellik ile kendisini gösterir. Sürekli olarak gerçek yada hayali bir terk edilmeden kaçınır, bu engellemek için çılgınca çaba gösterirler. Çevresindeki insanlar ile gözünde aşırı büyütme (göklere çıkarma) ve yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen gergin ve tutarsız ilişkileri vardır. Sürekli kimlik karmaşası içindedirler. Kendine zarar verme olasılığı yüksek davranışları (Seçici olmayan cinsellik, madde kötüye kullanımı, pervasızca araba kullanma vb. ) sıklıkla tercih ederler. Yineleyen intihar girişimleri ve göz korkutma davranışları mevcuttur. Duygudurumlarında afektif (görünen duygu hali) instabilite (sabit olmama) baskındır. Örneğin, sabah saatlerinde çok neşeli ve keyifli iken aynı günün akşamında karamsar, çökkün, isteksiz olabilirler. Kendilerini genellikle boşlukta hissetme halleri vardır. Yoğun öfke patlamaları, sıksık kavgaya karışma halleri, stres altında gelip geçici paranoid düşünceler yada ağır dissosiyatif semptomlar gösterirler. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883) 6. Histrionik Kişilik Bozukluğu: Aşırı duygusallık ve yoğun ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir davranış örüntüsü içindedirler. İlgi odağı olmadığı durumlardan rahatsız olurlar. Uygunsuz bir biçimde cinsel yönden ayartıcı yada baştan çıkarıcı davranışları belirgindir. Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergilerler. Sürekli olarak fizik görünümlerini ilgiyi üzerlerine çekmek için kullanırlar. Başkalarını etkilemeye yönelik ayrıntıdan yoksun konuşma biçimleri vardır. Gösterişe meraklı, yapmacık tavırları belirgindir. Duygularını abartma eğilimindedirler. Telkine yatkındırlar. İlişkilerinde yakın ilgi odağı olma istekleri belirgin olup sürekli ilgisizlikten yakınırlar. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz.  Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883) 7. Narsisistik Kişilik Bozukluğu : Üstünlük duygusu, sürekli olarak beğenilme gereksinimi empati yapamama davranışları belirgindir. Başarılarını ve yeteneklerini abartır, üstün biri olarak bilinmeyi beklerler. Başarı, güç, zeka, güzellik yada kusursuz sevgi düşleri üzerine kafa yorarlar. Ancak toplumsal durumu üstün kişi yada kurumların kendisini anlayabileceğine inanırlar. Herdaim çok beğenilmek isterler. Kendilerinin kayırılacak olduğu bir tedavi biçiminin olduğu beklentileri belirgindir. Kişiler arası ilişkilerini kendi çıkarları için kullanırlar. Amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanmaktan çekinmezler. Çoğu zaman başkalarını kıskanır yada başkalarının kendilerini kıskandıklarına inanırlar. Kendini beğenmiş davranış yada tutumlar sergilerler. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883) 8. Çekingen Kişilik Bozukluğu : Toplumsal yetersizlik duygularının ve olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlılığın sürekli olduğu davranış örüntüsü içindedirler. Eleştirilecek, beğenilmeyecek yada dışlanacak olma korkusuyla kişiler arası ilişki gerektiren durumlardan kaçınırlar. Sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemez, mahçup düşeceği yada alay konusu olacağı korkusuyla yakın ilişkilerde bile tutukluk gösterirler. Yetersizlik duyguları yüzünden yeni kişilerle aynı ortamda bulunduğu durumlarda ketlenmeler (önünün tıkanması) yaşarlar. Kendilerini toplumsal yönde beceriksiz, kişisel olarak albenisi olmayan biri olarak görür, başkalarından aşağı olduklarını düşünürler. Yeni etkinliklere katılmakta isteksizdirler. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883)   9. Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Uysal davranışları ve ayrılma korkuları belirgindir. Sürekli olarak bakılma gereksinimleri vardır. Başkalarından öğüt ve destek almazlarsa gündelik kararlarını bile vermekte güçlük çekerler. Desteklerini yitireceklerini yada kabul görmeyecekleri korkusuyla başkalarıyla aynı görüşü paylaşmadıklarını söylemekte zorluk çekerler. Kendi başlarına iş yapmakta belirgin zorlukları vardır. Başkalarını bakım ve desteğini sağlamak için hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırıya giderler. Tek başlarına kaldıklarında kendilerini rahatsız ve çaresiz hissederler. Yakın bir ilişkisi sonlandığında bakım ve destek kaynağı olarak derhal bir başka ilişki arayışı içine girerler. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883) 10. Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu: Esnek olamama hali ve mükemmeliyetçilik en belirgin özellikleridir. Verimsizlik pahasına düzenlidirler. Kişiler arası ilişkilerini kontrol altında tutmaya aşırı derecede kafa yorarlar. Yaptıkları etkinliğin asıl amacını unutacak derece ayrıntıcı, kuralcıdırlar. Sıralama yapma, organize etme yada program yapma üzerine uğraşıp dururlar. Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaşlarından yoksun kalacak derecede kendisini işe veya üretkenliğe adarlar. Ahlak, doğruluk yada değer yargıları gibi konularda vicdanlarının sesini aşırı derecede dinler, esneklik göstermezler. Eskimiş yada değersiz eşyalarını elden çıkartmakta zorlanırlar. Görev dağılımı yapmakta isteksiz, başkalarıyla birlikte çalışmak konusunda uyumsuzdurlar. Para harcama konusunda cimri, davranışlarında katı ve inatçıdırlar. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883) 11. Başka Türlü Adlandırılamayan Kişilik Bozukluğu : Herhangi özgül bir kişilik bozukluğunun tanı ölçütlerini karşılamayan ancak kişinin işlevselliğini önemli derecede bozan, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya yada birden fazla önemli işlevsellik alanında (toplumsal, mesleki,ailevi) neden olan, klinisyen tarafından kişilik bozukluğu olarak tanımlanan tanı grubunu içerir. Örnekler arasında, depresif kişilik bozukluğu, pasif-agresif kişilik bozukluğu sayılabilir. Tedavisinde, hekim kontrolünde olmak şartıyla farmokoterapi  kullanılabilir ancak uzun süreli ve düzenli psikoterapi (psikoanalitik psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapisi, aile terapisi) tedavinin esasını oluşturur. Yukarıdakilere benzer belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız PSİKİYATRİ UZMANI (psikiyatrist, psikiyatr) hekiminize başvurunuz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0242 2448883)  
Dürtü Denetim Bozuklukları Dürtü Denetim Bozuklukları Kişinin kendisine yada başkasına zararlı olabilecek dürtülerine engel olamaması ve eylemi gerçekleştirdiği sırada da haz duygusu hissetmesi ile karakterize hastalıklardır. Dürtü kontrol bozukluğu olan kişilerin ortak özellikleri 1-Kendileri yada başkaları için zarar verici bazı eylemleri yapmak konusundaki dürtü yada tahriklere direnemezler. 2-Eylemi gerçekleştirmeden önce giderek artan bir gerilim yada uyarılma duygusu hissederler. 3-Eylemi uygularken zevk, memnuniyet yada rahatlama hissederler. 4-Eylemden hemen sonra gerçek pişmanlık, kendini kınama yada suçluluk duyabilirler. Psikodinamik, biyolojik ve psikososyal etkenler bu hastalıkların etyolojisinde rol oynamaktadır. Bazı hastalarda anormal EEG sonuçları karışık serebral dominansi veya silik nörolojik bulgular dikkati çekebilmektedir. Alkol kullanımı bu kişilerin dürtü denetimini daha da güçleştirmektedir. Başlıca dürtü kontrol bozuklukları aşağıdaki gibidir. Aralıklı Patlayıcı Bozukluk Kişilere yönelik ciddi saldırılar yada mülke zarar vermeyle sonuçlanan agresif dürtülerin denetim güçlüğü ile karakterizedir. Saldırganlık davranışı herhangi bir stres faktörü ile açıklanamayacak kadar büyüktür. Ataklar (epizotlar) dakikalar yada saatler sürebilir ancak sonrasında genellikle pişmanlık duygusu yada kişinin kendini suçlaması izler. Ataklar arasında genelleşmiş dürtüsellik yada saldırganlık işaretleri yoktur. Şizofreni, antisosyal yada sınır kişilik bozukluğu, davranım bozukluğu yada madde intoksikasyonu gibi hastalıkların seyri sırasında görülebilen davranışlar dürtü kontrol bozuklukları içinde değerlendirilmemelidir. Erkeklerde kadınlardan daha sık görülmektedir. Yapılan araştırmalarda erkeklerde yaklaşık 4 kat daha sık görüldüğü ifade edilmektedir. Hastaların çalışma öyküleri zayıftır. İş kayıpları, evlilik sorunları, yasal sorunlar sık görülür. Psikiyatri yardım aramışsa da fayda görememe de hastaların öyküsünde sık görülmektedir. Genellikle 20’li 30’lu yaşlarda başlama eğilimindedir. Yaşın ilerlemesi hastalık seyrini genellikle hafifletir. Anti epileptikler, atipik antipsikotikler yada SSRI grubu antidepresanlar hastalık tedavisinde etkili olabilmektedir. Kişiye göre ilaç tercihi yapılması uygundur. Düzenli takip ve psikoterapi desteği tedavide önemlidir. Kleptomani – Çalma Hastalığı Çalınan eşya için kişisel kullanıma yada bu eşyanın değerine ihtiyacı olamasına rağmen tekrarlayıcı biçimde gelen çalma dürtüsüne karşı koymaktaki yetersizlik ile karakterizedir. Çalınan nesneler başka birine verilebilir, gizlice yerine geri konabilir yada gizlenebilir. Kleptomanisi olan kişilerin genellikle çaldıkları malı alacak paraları olmasına rağmen çalmaktadırlar. Kleptomanide de eylemden önce artan şiddetli bir gerilim, çalma davranışı sırasında yoğun bir hoşnutluk, heyecan yada haz duygusu, çalma davranışı sonrasında ise yoğun bir pişmanlık yada suçluluk duygusu sık görülür. Çalma davranışı planlı değildir ve başkalarından bağımsızdır. Kişideki amaç çalınan eşyaya sahip olmak ise bu durum kleptomani değildir. Kleptomanideki amaç çalma davranışının kendisidir. Dükkan hırsızlıkları nedeni ile tutuklananların %4-24 arasının kleptomanikler olduğu iddia edilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık olduğu bildirilmektedir. Duygudurum bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozukluğu gibi hastalıklar ile birlikte görülebilmektedir. Kleptomanide psikodinamik etkenler ön planda gibi görülmektedir. Çatışmalı anne ilişkisi hastalarda genellikle dikkat çekicidir. İçgörü yönelimli psikoterapi ve psikoanaliz tedavide etkindir. SSRI grubu antidepresanların tedavide etkili olabildiği de bildirilmektedir. Piromani – Yangın Çıkarma Hastalığı Düşünülmüş, planlanmış ateşeverme davranışları vardır. Ateşe vermeden önce affektif uyarılma, ateş ve itfayecilik ile ilgili eşyalara hayranlık duyma, ilgilenme ve merak duyma sık görülür. Ateş yakmak, yada sonrasında yanma eylemine tanıklık etmekten haz duyma, zevk alma ve rahatlama ile karakterizedir. Hastalar ateşi başlatmadan önce ciddi hazırlıklar yapabilirler. Erkeklerde kadınlara oranla çok daha sıktır. Genelde normal topluma göre daha retarde gibidirler. Geçmişte enürezis öyküleri olduğu bildirilmektedir. Okuldan kaçma düzenli ve uzun süreli iş yaşantılarının olmaması sık görülür. Birkaç çalışmada piromani hastalarının çocukluk döneminde babalarının kendilerinden duygusal yada fiziksel olarak uzak olduğu bildirilmiştir. Hastaların yangınlardaki mal ve can kaybına karşı ilgisizlikleri dikkat çekicidir. Yangının bir misilleme, çıkar sağlama yada sabotaj amacı ile çıkarılmamış olması önemlidir. Genellikle çocukluk döneminde başlar. Tedavi ile ile ilgili bilgi azdır. Davranışçı psikoterapi yapılabilir. Patolojik Kumar Oynama Tekrarlayıcı ve ısrarcı bir şekilde maladaftif tarzda kumar oynama davranışı ile karakterizedir. Bu kişilerin zihinleri sürekli kumar ile meşguldür. Arzu edilen heyecana ulaşabilmek için artan miktarlardaki para ile kumar oynamaya ihtiyaç duyarlar. Kumar oynamayı kontrol etmekte, azaltmada yada kesebilmekte başarısızdırlar. Problemlerinden kaçmanın bir yolu olarak kumar oynayabilirler. Kaybedilenlerin telafisi için kumar oynamaya devam etme, kumara bağlılığın ölçüsünü saklamak için yalan söyleme, kişisel ve mesleki ilişkilerde bozukluk yaşama kumar borçlarını ödemek için başkalarına güvenme bu hastalıkta sıklıkla görülmektedir. Nüfusun %1-3 ünde bu hastalığın var olduğu tahmin edilmektedir. Erkelerde daha sıktır. Bu hastalığa sahip erkeklerin babalarında kadınların da annelerinde benzer davranışların var olduğu sık görülen bir durumdur. Alkol bağımlılığı da topluma göre bu kişilerde daha fazladır. Ayrılık ve boşanma hastalığı alevlendirir. Majör depresif bozukluk ile patolojik kumar oynama hastalıklarının birlikte görülmesi sıktır. Bu hastalığa sahip kişilerin para biriktirmek ve bütçelerini ayarlamakta girişimde bulunmadıkları da görülmektedir. İntihar girişimleri de bu kişilerde sık görülen bir davranıştır. Bu hastalar nadiren tedaviye gönüllü olarak hekime gelirler. Ortamdan uzaklaşma kimi vakalarda tedavide yardımcı olabilir. Tedavinin ilk üç ayı kritik önem taşımaktadır. Sosyal destek önemlidir. Tekrar etmenin görülebileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Trikotillomani – Saç Yolma Hastalığı Fark edilir saç kaybı ile sonuçlanacak derecede tekrarlayıcı olarak çekilerek saç koparma davranışlarının varlığı ile karakterizedir. Saç çekmeden önce artan gerilim hissi, saç koparma sırasında yaşanan haz, doyum ve rahatlama duygusu bu hastalığın diğer özellikleridir. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Anne çocuk arasındaki ilişki bozuklukları, yalnız kalma korkusu, yakın zamanda yaşanmış bir kayıp öyküsü sıklıkla duruma eşilik eden kritik etmenlerdir. Depresif bozukluk bu hastalarda sıklıkla birlikte görülür. En sık saç yolma olsa da kaşlar, kirpikler, sakal yada genital bölge kıllarının yolunması gibi  başka bölge kılları da bu hastalıkta yolunabilmektedir. Genellikle çocukluk yada ergenlikte başlar İlaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte uygulanması ile tedavi edilebilmektedir. Kompulsif Alışveriş Yapma Satınalma dürtüsünü kontrol etmekte başarısızlık ve bu davranış nedeni ile kişinin maddi alanda zor durumda kalması ile karakterizedir. Diğer dürtü kontrol bozukluklarında görülen davranış öncesi gerginlik hissi, davranış sırasında görülen hoşnutluk ve rahatlama duygusu, davranış sonrasındaki pişmanlık ve suçluluk duyguları bu hastalıkta da var olmaktadır. Kadınlarda daha sık görülür. En sık alınan eşyalar ayakkabı, çanta makyaj malzemesi ve kıyafettir. Bu kişilerde depresif tablolar ve eş ile iletişim bozuklukları sık görülmektedir. Tedavide ilaç kullanımının yanında düzenli psikoterapi görüleşmeleri önemlidir. Çocuğunuzda, kendinizde yada yakınınızda yukarıdakine benzer problemlerin var olduğunu düşünüyorsanız lütfen Psikiyatri uzmanından yarım isteyiniz. Özel Terapi Tıp Merkezi (0-242-244 88 83)
Yeme Bozuklukları Yeme Bozuklukları Ergenlerde özellikle de kızlar arasında hızla yayılan bir hastalık grubudur yeme bozuklukları. Anoreksiya Nevroza (topum içindeki sıklığı %0.7 ile %3.7 arasında) ve Bulumia Nevroza (topum içindeki sıklığı %1.1 ile %4.2 arasında) olarak iki grubu vardır. Batı toplumlarının giderek artan derecede kilo kontrolü ve vücut dış görünüşüne önem vermeye başlamaları gençler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini etkilemektedir. Yeme bozukluğunun en belirgin özelliği kişinin yiyecekler ve kendi beden algısı ile ilgili çarpık düşüncelere sahip olmasıdır. Yeme bozukluğu olan kişiler sıklıkla yiyecekleri kendilerine göre sınıflandırır ve kilo aldırıcı özellikleri olduğunu düşündükleri yiyeceklerden başlayarak kaçınma (bu yiyecekleri yememe) davranışları geliştirirler. Zamanla yemekten kaçındıkları yiyeceklerin listesi artar ve kişi ciddi bir beslenme bozukluğu ile karşı karşıya kalır. Ağır zayıflık durumları, ciddi vitamin ve mineral eksikliklerine bağlı başka hastalıklar hatta kişinin kaybedilmesi ile sonuçlanabilecek ciddi tablolar ile karşılaşılabilir. Tüm bu dönemlerin içinden geçilirken yeme bozukluğu olan kişinin kendi bedenini halen aşırı kilolu olarak değerlendirmesi ise yeme bozukluğu tedavisinin psikiyatrik yönden en ciddi problemidir. Bir başka tür yeme bozukluğunda ise kişilerin kendilerine son derece zengin menülerden oluşan ziyafet sofraları kurdukları, bir öğünde tencereler dolusu yemeği tükettikleri ancak sonrasında yaşadıkları yoğun suçluluk duyguları sonucunda kendilerini kusturarak kilo almaktan korundukları görülebilmektedir. Bu hastalığın tanınmasındaki en önemli noktalar kişilerin giderek katılaşan ve bitmek bilmeyen diyet davranışları, yiyeceklerle aralarında garip ilişkiler kurmaları (çok küçük parçalara bölerek yeme, yiyecek saklama vb.) ve bilinçli bir şekilde kendilerinin uyarması sonucu ortaya çıkan kusma ataklarının varlığıdır. Yeme bozukluğunun sıklığındaki artmanın en önemli nedenlerinden birinin de toplumda “sıfır beden” diye tanımlanan aşırı ince ve zayıf kişilerin güzel olarak tanımlanmaya başlamasıdır. Yeme bozukluğu olan kişilerde sık görülen bir diğer durum da çocukluk dönemlerinde yaşadıkları çatışmalı anne çocuk ilişkisidir. Bu kişilerin annelerinin genellikle duygusal yönden çocuktan uzak oldukları, aşırı koruyucu kollayıcı ya da çocuğa karşı ilgisiz ve uzak davranışlar gösterdikleri sık görülmektedir. Psikanalitik kurama göre anne ile yaşanan bu çatışmalı ilişki önce anne memesine ve sonrasında da anne sütü yerine geçmiş olan tüm yiyeceklere ve yeme davranışına yansıtılmaktadır. Sağlıklı bir beden ve zihin fonksiyonu için kişinin tüm besin türlerinden tüketmesi gerektiği, kilo alımının şu ya da bu tür (yağlı yada proteinli vb) besinlerinin tüketilmesinden kaynaklanmadığıdır. Kilo alımının kişinin aldığı toplam enerji miktarı ile harcadığı toplam enerji miktarı arasındaki dengesizlikten kaynaklandığı bilinmelidir. Şimdi yeme bozukluğu türlerine kısaca göz atalım.   ANOREKSİYA NEVROZA Vücut yapısında ağır bir bozuklukla karakterize, zayıf olma adına sıklıkla ölesiye açlık sınırına getiren bir durumdur. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanır. Gençlik döneminde başlaması ve kadınlık imajı ile kişinin çatışması söz konusudur. Kişiler kendileri için gerekli olan sağlıklı en alt kiloda bile olmamakta ısrarlıdırlar. Üst üste üç adet döneminin zayıflık nedeni ile adet görmeden geçirilmiş olması tanı sırasında sıklıkla görülen bir başka durumdur. Kısıtlayıcı tipte kişi besin alımını kısıtlayarak zayıflarken, tıkınırcasına yiyen boşaltan tipte ise kişi düzenli olarak tıkınırcasına yeme davranışlarının yanında kendini kusturarak, müshil (ishal yapıcı) ya da diüretik (idrar söktürücü) türü ilaçlar kullanarak zayıflamaktadır. Önceleri balerinlik ya da mankenlik yapan genç kızlarda ve üst sosyoekonomik seviyede daha sık görülen bir hastalık iken son dönemlerde tüm sosyoekonomik sınıflar ve çok farklı meslekten kişiler arasında da yaygınlaşmaktadır. “Anoreksi” kelimesi iştah kaybı anlamındadır ancak bu hastalığın son dönemlerine kadar kişilerde iştah problemlerinin asıl problem olmadığı bilinmelidir. Obsesif kompulsif bozukluk, depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğu bu hastalarda sıklıkla rastlanılan diğer psikiyatrik problemlerdir. Kompulsif hırsızlık davranışları da görülebilir. Hastalığın gidişi oldukça değişkendir. Kendiliğinden iyileşmeden tutunda her türlü psikiyatrik yada tıbbi müdahaleye rağmen hastanın kaybedildiği durumlara kadar değişken gidiş şekilleri vardır. Hastada daha az inkar daha az immatürite ve gelişmiş özgüven varlığı iyi sonuç göstergelerindendir. Anoreksiya nevroza da karmaşık psikolojik v e medikal belirtileri bireysel ve aile terapileri ile gereğinde hospitalizasyon ile tedavi etmek gerekli olabilmektedir. İlaç tedavisinde tüm belirtilerde etkili olabilen bir tedavi olmasa da siproheptadin ve amitriptilin’in faydalı olduğuna dair yayınlar vardır.   BULUMİA NERVOZA Anoreksiya nervozadan daha sıktır. Denetiminin yitirilmiş olduğu duygusunun eşlik ettiği yineleyen büyük miktarlardaki yeme atakları mevcuttur. Tıkınırcasına yemek yeme ataklarını ancak toplumsal bir müdahale, karın ağrısı yada bulantı ancak sonlandırmaktadır. Sıklıkla buna suçluluk ve kendinden iğrenme duygusu eşlik eder. Kişide ayrıca kilo alımını önlemek amacı ile yineleyici olarak kendisinin yol açtığı kusmalar, laksatif yada  diüretik grubu ilaç kullanımı vardır.Bu atakların dışında hiç yemek yememe yada aşırı derecede egzersiz yapmaya çalışma gibi davranışlarda görülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sık olarak görülür anoreksiya ya göre daha geç başlangıçlıdır. Anoreksiya gibi düşük kioda olma zorunlulukları yoktur normal kiloda yada şişman kişilerde de bulumia var olabilmektedir. Seratonin ve norepinefrin tedavilerinden fayda görmeleri sebebi ile nedensel olarak bu nörotransmitterlerin eksikliğinin söz konusu olduğunu iddia edenler vardır. Bulumik hastaların anne ve babalarının ihmalci ve reddedici davranışlar ile çocuklarını büyüttüklerine dair yayınlarnedensellik anlamında önemlidir. Yaşam öyküsünde cinsel taciz sık rastlanan bir başka durumdur. Depresyon anoreksiya hastalarında olduğu gibi bulumia hastalarında da en sık birlikte görülen diğer psikiyatrik hastalıktır. Alkol bağımlılığı ve emosyonel (duygusal) dengesizlik diğer sık görülen psikiyatrik problemler olarak sayılabilir. Cinsel olarak aktif olmaları anorektiklerden ayrılan bir diğer özellikleridir.   Hastalığın gidişi ile ilgiliyapılan çalışmalar anoreksiya ya göre daha yüz güldürücüdür. Kısa dönemde %50 nin üzerinde kusma ataklarının düzeldiği ve bu iyilik halinin 5 yıllık izlemle de tekrarlamadığını ifade eden çalışmalar vardır. Bulumia genellikle alevlenmeler ve sönmeler ile giden kronik seyirli bir hastalıktır. Komplike olmayan bulumia hastalarının genellikle haasaneye yatırılması gerekmez. Buna rağmen psikoterapileri uzun süreli ve fırtınalı olabilir. Davranışçı kognitif psikoterapiler cesaret vericidir. İmipramin ve trazodon gibi antidepresanlar tedavide etkili bulunmuştur. Lityum ve karbamezapin tedavilerinin iyi sonuç verdiğide yayın edilmiştir. Gerektiğinde aile terapileri de tevdide kullanılması gereken bir diğer tedavi yöntemidir. Kendinizde ya da yakınınızda yukarıdakine benzer problemlerin var olduğunu düşünüyorsanız lütfen Psikiyatri uzmanından yarım isteyiniz.   Özel Terapi Tıp Merkezi (0-242-244 88 83)
Somotoform Somotoform Bu sayfaya ilgili icerik eklenecektir.
Çocukluk Çağı Masturbasyon Çocukluk Çağı Masturbasyon Çocukluk Çağı Mastürbasyon   Çocukluk çağı mastürbasyonu, çocuğun genital bölgesini oynayarak kendini uyarması ve rahatlamasını ifade eder. Bunun haz veren bir durum olduğu ve cinsel gelişimin doğal bir evresi olduğunu bilmekte fayda vardır. Mastürbasyonun ergenlik öncesi çocuklukta özellikle 3 ve 7 yaş arasında  daha sık görüldüğü bilinmektedir. 3- 7 yaş arası dönem ‘oyun dönemi’ olarak adlandırabileceğimiz oldukça önemli bir gelişim dönemidir. Buna ek olarak, çocuğun cinsiyetinin farkına vardığı ve cinsel gelişimin oluştuğu dönemdir. Bu dönemin öncesinde veya sonrasında da mastürbasyon görülebilir. Bu süreçlerde ailenin çocuğa yönelik tutumu önemlidir. Ebeveynlerde görülen yanlış tutumlar; ailenin mastürbasyona aşırı tepki vermesi, korkutma veya duygusal olarak çocuğu yoksun bırakması mastürbasyonu arttıran nedenler arasındadır. Çocukta mastürbasyonun sık gözlenmesi dikkat edilmesi gereken bir durum olabilir. Örneğin, oyun dönemindeki çocuğun oyununu bölerek mastürbasyon yapması araştırılması gereken bir durumdur. Çocukluk dönemindeki mastürbasyonla ilgili uzmanlardan profesyonel destek alınabilir.  Uzm. Psk. Aylin Cengiz
Kekemelik Kekemelik Bu sayfaya ilgili icerik eklenecektir.
BİZE DANIŞIN

Devamı için tıklayınız...
DUYURULARTüm duyurular...
  • Yeni binamızdayız...
    Yeni binamızdayız...
    Artık yeni yerimizde, yeni binamızdayız.  Fabrikalar mah. 3024 Sok. No:13 Kepez/Antalya Tel: 0242 2448883-05492448885
  • Psikoterapi Eğitimlerine Başlıyoruz......
    Psikoterapi Eğitimlerine Başlıyoruz......
    Terapi Tıp Merkezi olarak 2007 yılından beri Antalya’da ruh sağlığı alanında hasta ve hasta yakınlarına yönelik yürüttüğümüz hizmetlerimize, 2013 yılı itibari ile tüm Türkiye’de ruh sağlığı profesyonellerine yönelik başta psikoterapi olmak üzere mezuniyet sonrası eğitimlerini de eklemiş bulunmaktayız. Bu eğitimler kapsamında klınik psikiyatri uygulamasında yer alan önemli konular (psikofarmakoloji, adli psikiyatri, vs.),çeşitli psikoterapi yaklaşımları ve tekniklerine yönelik eğitimler yanında ruh sağlığı alanından çalışanları ve öğrencilere yönelik iletişim becerileri ve grup dinamiklerini yönetme, stresle başa çıkma, etkili konuşma teknikleri, eğitim becerileri, etkili sunum yapma, psikometri (MMPI eğitimi vs.), psikofarmakoloji gibi konularda da eğitimler de gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Psikoterapi  eğitimlerimizin ilki son yıllarda çok ilgi gören EMDR (Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma) kursu olacak. Başta travma ile ilişkili ruhsal bozukluklarda kullanılan bu yöntemi Terapi Tıp Merkezi aracılığıyla tüm Türkiye’deki ruh sağlığı profesyonellerine ulaştırmayı hedeflemekteyiz. Her ay belirli illerde anlatılacak eğitimin eğiticisi Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin Kaya olup, eğitim programı yakında web sayfamız aracılığıyla duyurulacaktır.  
Bu sitedeki içerikler sadece bilgi amaçlıdır kişisel teşhis için kullanılmamalıdır. Tedavi için doktorunuza başvurunuz.
Copyright © 2013 Terapi Tıp Merkezi Tüm Hakları Terapi Tıp Merkezi ne aittir. Kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz, içerik ve görsel kopyalanamaz.